<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445</id><updated>2012-02-02T12:09:34.899-08:00</updated><category term='islamda evlik nasıl olmalı'/><category term='chat'/><category term='islamda evlilik'/><category term='Twitter'/><category term='sohbet sohbet odaları sohbet siteleri'/><category term='islami yaşam tarzı'/><category term='nasıl yaşanmalı'/><category term='Twitter ne işe yara'/><category term='Twitter nedir'/><category term='chat nedir. chat sohbet'/><title type='text'>sohbetet</title><subtitle type='html'>Sohbet, sohbet odaları, sohbet sitesi, sohbet kanalı, mynet sohbet, mynet chat, cinsel chat, cinsel sohbet</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-1048497819267003441</id><published>2012-01-31T06:05:00.000-08:00</published><updated>2012-01-31T06:05:33.397-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='sohbet sohbet odaları sohbet siteleri'/><title type='text'>Sohbet tanıtım yazısı</title><content type='html'>Türkiyede sohbet etmek ve düzeyli bir sohbet etmek için www.trpartner.com adresinde giriş yaparak, en iyi sohbet odalarında düzeyli sohbet ederken yeni arkadaşlar bulabilir ve en iyi şekilde vakit geçirebilirsiniz, www.trpartner.com chat sohbet muhabbet gibi alanlarda kullanıcılarına en iyi sohbet hizmetini vermektedir.sohbet ederken karşıdaki kişininde insan olduğunu unutmayalım. www.trpartner.com siz kullanıcılarına hizmetin en iyisini vermekten gurur ve onur duyar.sohbet muhabbet chat hizmeti www.trpartner.com dan sorulur.Elit bir sohbet odası, güzel bir sohbet ortamı. mynet sohbet odalarında gibi sohbet edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-1048497819267003441?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/1048497819267003441/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/sohbet-tantm-yazs.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/1048497819267003441'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/1048497819267003441'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/sohbet-tantm-yazs.html' title='Sohbet tanıtım yazısı'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-4466579373510525872</id><published>2012-01-20T01:34:00.001-08:00</published><updated>2012-01-20T01:34:43.715-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nasıl yaşanmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islami yaşam tarzı'/><title type='text'>islami yaşam tarzı</title><content type='html'>İNANANLARIN YAŞAM TARZI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnananlar, eğitim, ekonomi, sosyal alanlarda laik, seküler düzenin müsaade ettiği dar çerçeve içinde maddî ve manevî güçlerini boşa harcamaktadırlar. Çünkü kendi akıllarına, nefislerine göre, risk almadan en kolay ve rahat bir alanı seçerek güya dine hizmet yaptıklarını zannetmektedirler. Hâlbuki Kur’an, her konunun ve problemin nasıl hâl edileceği hususunda hiç bir boşluk bırakmamıştır. Kur’an emirlerinin ve ahlâkının dışında yapılan görevleri veya nefsine uygun gördüğü bir eylemi hiç kimse dindenmiş gibi gösteremez. Fakat maalesef faizin anlamı nasıl aslından saptırılmışsa, eğitim, inanç ve kadın konuları da aynı şekilde saptırılmıştır. Kadın da erkek gibi ailesine daha çok maddî kazanç sağlamak için her iş hayatına girmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu problemin başlıca nedeni:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnandıklarını iddia edenlerin gerçekte Allah’ı Kur’an’ın öğrettiği ölçüde tanımamaları ve sevmemeleridir. Kur’an’ı öğrenenler, gerçeği anlayanlar ancak Allah’ı severler. “Fakat hâlâ Allah’a rakip gördükleri varlıklara inanmayı tercih eden ve yalnızca Allah’a karşı olması gereken bir sevgi ile onları seven insanlar var. Allah adıyla yan yana zikredilenler ve Allah sevgisine ortak yapılanlar gizli veya açık şirktir. Müminler Allah’ı sevdikleri kadar hiçbir şeyi sevmezler, Allah’ı her şeyden ayrı ve daha çok severler.” 2/165. Kendilerine hiçbir fayda sağlayan, ahiret hayatlarını tehlikeye sokan putlaştırdıkları insan, mezar ve nesneleri kutsallaştırarak tapınarak, bunlardan yardım istemektedirler. Böyle yanılgıya düşenleri Kur’an apaçık şöyle uyarmaktadır, “Sana ne bir yarar ne de bir zarar verebilecek durumda olmayan heykelleri, mezarlarda yatan varlıkları Allah’la beraber anıp onlara yalvarıp yakarma. Çünkü eğer böyle yaparsan muhakkak ki zalimlerden olursun.” 10/106. Kur’an geçmişte Yahudilerin, Hıristiyanların nasıl hataya düştüklerini, ayaklarının nasıl cehenneme kaydığını en ahmakların bile anlayacağı ölçüde açıklamaktadır, “Hahamlarını, rahiplerini, bir de Meryem oğlu Mesih’i, Allah’la beraber rabbleri olarak gördüler. Oysa Tek ilâhtan başkasına kulluk etmekle emrolunmuş değillerdi” 9/31.Zulüm yapmaya şartlanmış olanların, Kıyâmet Günü azaba uğradıkları zaman görecekleri gibi, bütün kudretin yalnızca Allah’a ait olduğunu ve Allah’ın cezalandırmada ne çetin olduğunu keşke şimdiden görselerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinimiz, yaşanan sosyal hayatımızda kadın ve erkeğe eşit sorumluluk vermektedir. Cennete ulaşmak için, kadının ve erkeğin yapacağı görevler ve sorumlulukları eşittir. “İnanan erkeklere söyle, gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler ve iffetlerini korusunlar, temiz ve erdemli kalmaları bakımından en uygun davranış tarzı budur. Şüphesiz Allah onların iyi ya da kötü işledikleri her şeyden haberdardır. İnanan kadınlara söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar, örfen görünmesinde sakınca olmayan yerleri dışında, cazibe ve güzelliklerini açığa vurmasınlar ve bunun için, başörtülerini yakalarının üzerine salsınlar...” 24/ 30-31. Kur’an’ın bu emri kadının sosyal alandaki çalışma sınırlarının kırmızı çizgisini tespit etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve erkeğin öğretim, eğitim ve çalışma alanlarındaki fizikî ve özel ihtiyaçları aynı olmadığından bir arada bulunamazlar. Meselâ, kız ve erkek çocuklarının fizikî gelişme yaşları farklı olduğundan, öğretim ve eğitimlerinin tamamen ayrı okullarda yapılması gerekir. Kız ve erkek öğrencilerin özel ve farklı fizikî sorunları vardır, bu sorunlarını ancak kendi cinslerinden öğretmenlerine açılıp sorabilirler. Erkek ve kadın hastaların durumları ve sorunları da böyledir. Sağlık hizmetleri konusunda da kadın ve erkeğin ayrılmaları gerekir. Kadınların ve erkeklerin hastaneleri, kilinikleri birbirinden ayrı tamamen bağımsız olmalıdır. İslâmî düzen ve ahlâkının geçerli olmadığı bir sosyal hayat tarzında, inanan kadının inançlara uygun alt yapı olmadığından çalışması mümkün değildir. Boşanmaların önemli nedenlerinden biride budur. Gayri İslâmi seküler düzende inanan kadının “Ben tesettürümü yapar ve çalışırım” iddiası, Kur’an ahlâkı ile kesinlikle bağdaşmamaktadır. İş yeri müdürünün, yöneticinin, amirinin, okul müdürünün bir konu hakkında görüşmek üzere odasına çağırdığında, tesettürlü olması bu daveti meşru yapmaz. Çalışan kadının, kız öğrencinin erkekle bir odada baş başa görüşmesine tesettürü mü yetki veriyor? Kadın doktorun, erkek hastasını muayene etmesine veya kadın hastanın erkek doktora muayene olmasına tesettürü mü müsaade ediyor? Savaş, imkansızlık, acil durum hariç, kadın ve erkeğin seküler düzende çalışmaları kesinlikle Kur’an ahlâkına uygun değildir. “Resul eşlerine gelince, onlardan bir şey isteyeceğiniz vakit perde arkasından isteyin. Bu hem sizin kalplerinizin, hem de onlarınkinin temizliğini pekiştirir.” 33/53. Resul eşlerinin şahsında verilen bu emir kıyâmete kadar tüm inananlar için geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnanan kadın tesettürlü olduğunu iddia ederek, gayrî İslâmi seküler düzenin hayat tarzı içinde kendi arzusuna göre çalışma kararı veremez. Kendi arzusuna göre çalıştığında da İslâm ahlâk tarz içinde çalıştığını iddia edemez. Ev sahibi kadınla baş başa kalan Elçi Yusuf peygamberimizin durumunu Kur’an nasıl açıklıyor öğrenelim, “Gerçek şu ki, kadın Yusuf’a karşı arzu doluydu, Yusuf’’da kadını arzuluyordu, öyle ki, bu ayartma karşısında eğer Rabb’inin burhanı Yusuf’un içine doğmamış olsaydı bu arzuya yeniliverecekti...” 12/24. hiç bir erkek ve kadın, inandıklarını öne sürerek birbirlerinin duygularını test edemezler/etmemelidirler. Tüm inananların valideleri olan, Elçi Resulullah’ın eşleri bize en güzel örnektir, “...Resulullah’ın eşlerinden bir şey isteyeceğiniz vakit perde arkasından isteyin, bu hem sizin kalplerinizin, hem de onlarınkinin temizliğini pekiştirir....” 33/53. hiç bir erkek ve kadın inancının ve nefsine güveninin validelerimizden daha üstün olduğunu iddia edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bektaşi’nin “Ben abdestsiz namaz kıldım ve oldu” açıklaması gibi, kadınlarımızın da “Biz tesettürümüzü yaptıktan sonra her yere girip çıkar ve her işte çalışabiliriz.” iddialarını Kur’an ahlâk tarzı içinde gösterecekleri bir yer olmadığını bilmelidirler. Genç hanımların giyinişleri Kur’an’ın ahlâk ölçülerine kesinlikle uygun değildir. Elbiseleri de, pardesüleri de vücudlarına sımsıkı sarılı ve tüm vücud hatları pardesülerinin üzerinden belli olmaktadır. Genç hanımların giyinişleri tesettüre uygun değildir. “Allah ve Elçisi, bir konuda hüküm verdikten ve “Sizin DİNİNİZ İslâm”dır dedikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının kendileriyle ilgili yaşadıkları sosyal hayat nizamında hukukî konularda tercih yapma hakları yoktur.Bu hakkı kendinde görerek Allah’a ve Elçisi’ne isyân eden kimse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” 33/36. Gerçekten inanan insan Kur’an kurallarına, ahlâkına uymak, yaşatmak ve Kur’an’ın özünü öğrenmek, öğretmek mecburiyetindedir. Bu eğitimin en mükemmel yapılması için bir an evvel Mekke, Medine Kur’an okullarının meydana getirilmesi gerekmektedir. Bu okullardan mezun olan hanımlar Kur’an öğütlerini öğreterek çocuklarını yetiştireceklerdir. Her ev Kur’an okulu olacaktır. Erkeklerde Kur’an adaletinin ve ahlâkının yaşam tarzı olması için tüm güçlerini kullanarak çalışacaklardır. Kur’an ahlâkı yaşam tarzı olana kadar hanımların görevi çocuklarını en mükemmel ölçüde Kur’an ahlâkına uygun terbiyede yetiştirmeleridir. Kadınlar ve erkekler birbirlerini Kur’an adaletini ve ahlâkını yaşamak için tüm güçleriyle birbirlerini desteklemelidirler. “İster erkek ister kadın olsun, iman edip yapabileceği doğru ve yararlı işleri yapan kimse cennete girecek ve bir hurma çekirdeğini dolduracak kadar bile haksızlığa uğratılmayacaklardır.” 4/124: “Erkek ve kadın müminlere gelince, onlar birbirlerinin yakınlarıdır. Hep iyi ve doğru olanın yapılmasını özendirirler.” 9/71. Maalesef erkek ve kadın müminler birbirlerini evler, yazlıklar, otomobiller, lüks yaşam için teşvik etmektedirler. Bilhassa tatiller vaz geçilmeyecek gelenekler hâline geldi, öyle ki toplumun bu hususlarda birbirleriyle yaptıkları yarışları görünce, sanki yarın ahirette bunların hesabını vereceklerine inandıkları sanırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an ahlâkını öğrenmek, öğretmek için ailelerin aksatmadan, yarışarak yaptıkları sohbet toplantıları tarih, müzelik oldular. Aileler ekonomik güçlerine göre izinlerinde, bayram tatillerinde yurt içi ve yurt dışı gezilere çılgıncasına koşmaktalar. Bayramlaşmalar telefonlardan veya internetten gönderilen mesajlarla yapılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;103. ASR SÛRESİ&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rahmân, Rahîm Allah Adına&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ey insanlar! Düşününüz zamanın akıp gidişini! Fakat insan Kur’an’a duyarsız, ilgisizdir. Gerçek şu ki, Kur’an’ı terk eden ve dünya sevgisine yönelen insan ziyândadır. Meğerki imana erip inançlarının gereğini ve doğru, yararlı işler yapanlardan olsun ve birbirlerine hakkı tavsiye edenlerden, birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden olsun, ziyânda olmayanlar işte bunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;♦   ♦   ♦&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an adaletinin ve ahlâkının yaşam tarzı olduğu gün tüm insanlık huzur, mutluluk duyacaktır. Şu çok önemli hususu aklınızdan çıkarmayınız “Laik, seküler düzende devlet topluma renk ve şekil verir, Kur’an’ın adalet, ahlâk düzeninde toplum devlete renk ve şekil verir.” Tüm inanan kardeşlerimin Kur’an ahlâkına uygun yaşam tarzını yaşamak/yaşatmak için yaptıkları çalışmalarında başarılar dua eder, inşallah pazartesi günü Kehf Sûresi’nin ikinci bölümünün anlatımında buluşalım, Allah’ın selâmı üzerinize olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-4466579373510525872?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/4466579373510525872/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/islami-yasam-tarz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/4466579373510525872'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/4466579373510525872'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/islami-yasam-tarz.html' title='islami yaşam tarzı'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-7908274899872676003</id><published>2012-01-20T01:31:00.000-08:00</published><updated>2012-01-20T01:31:47.587-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamda evlik nasıl olmalı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='islamda evlilik'/><title type='text'>islamda evlilik</title><content type='html'>İslam'da evlilik nasıl gerçekleşir?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;NİKAH&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam Dini, her sahada olduğu gibi evlilik konusunda da ince eleyip sık dokumaktadır. Çünkü aile, İslam toplumunun can damarı, sarsılmaz temeli ve köşe taşı konumundadır. Aile yapısı ne kadar sağlam olursa, toplum o denli sağlam ve sağlıklı olur. Ailenin temel taşları, dikili direkleri ise anne ve babadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlam ve sağlıklı, huzurlu ve mutlu, kalıcı ve sürekli, tutarlı ve dengeli bir toplum hedefleyen İslam, bu toplumu oluşturan ailelerin kuruluşunda izlenecek yolu, çok açık bir biçimde ortaya koymuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailenin oluşumunda en önemli öğe, eş seçimidir. Kadın olsun erkek olsun eş seçimi, mü'minlerin en çok dikkat etmeleri gereken hususların başında gelmektedir. Eş konusunun çok titiz bir şekilde çözümlenmesinden sonra Müslüman için hayat daha anlamlı, daha kolay ve daha rahat olacaktır. Herşeyden önce yüce Allah'ı razı etme konusunda, bu durum çok açık bir şekilde kendisini gösterecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alemlerin Rabb'i olan yüce Allah'ı razı etme konusunda Müslüman eşler, birbirlerine yardımcı olacak, birbirlerinin eksikliklerini giderecek, birbirlerini teşvik edecek ve ideal Müslüman bir aile örneğini ortaya koyacaklardır. Böyle bir aile ortamında filizlenip yeşerecek çocuklar da toplumda örnek insanlar olacaklardır. Böyle insanlardan teşekkül edecek bir toplum ise, diğer toplumlar içinde örnek bir toplum olarak varlığını idame ettirecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an'ı Kerim, sağlam prensipler ve temeller üzerine bina edilecek bir evliliğin, hayırlara vesile olacağını bildirmiş, bunun için aynı davaya inanan insanların bir araya gelmelerini istemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Müşrik kadınlarla, onlara inanıncaya kadar, evlenmeyin. (Müşrik kadın) hoşunuza gitse dahi, mü'min bir câriye, müşrik (hür) bir kadından iyidir. Müşrik erkekler de inanıncaya kadar, onları(mü'min kadınlarla) evlendirmeyin. (Müşrik erkek) hoşunuıa gitse dahi, mü'min bir köle, müşrik bir adamdan iyidir. (Zira) onlar ateşe çağırıyorlar. Allah ise izniyle cennete ve mağfrete çağrıyor. İnsanlara ayetlerini (böyle) açıklıyor ki öğüt alsınlar" (2 BAKARA, 221)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam, evliliğin uzun ömürlü olması için iyi bir eş seçiminin yapılmasını esas alır. Yuvanın huzur, uyum, mutluluk ve karşılıklı güvene dayanan prensipler üzerine bina edilmesi için, bu yuvada din unsurunun ön planda olması gerekir. Çünkü din unsuru, insan yaşlandıkça artar, güzelleşir, gelişir ve bağları kuvvetlendirir. Oysa zenginlik, güzellik, soy-sop gibi unsurlar, hem geçici hem de insanın kibrini artırdığı için, huzursuzluğun temel nedeni sayılmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu nedenle; Hz. Peygamber(a.s): "Kadın, dört şeyi için nikah edilir; malı, soyu, güzelliği ve dini; sen dindar olanını seç ki, evin bereket bulsun" buyurmuştur. (Kütüb-i Sitte ve İmamı Ahmed'in Müsned'i ile İslam Fıkıh Ansiklopedisi)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Diğer bir hadisi şerifte de Rasulullah(a.s), malın ve güzelliğin getirdiği problemlere dikkat çekerek evlilikte dindarlık dışındaki bir tercihi açıkça yasaklamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınları güzellikleri için nikahlamayınız, olur ki güzellikleri ahlakça düşmelerine sebep olur. Onları malları içinde nikahlamayın, zira malları azgınlıklarına yol açabilir. Kadınları dindarlıktan dolayı nikahlayın. Şüphesiz dindar olan yırtık elbiseli bir cariye (böyle olmayanlardan) daha üstündür." (İslam Fıkıhı Ansiklopedisi 9.C SH. 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an ve Sünnet'in ortaya koyduğu esaslardan anlaşılacağı gibi, sağlıklı bir İslam toplumurıun oluşabilmesi için, mü'min erkek ve kadınların birbiriyle evlenmeleri esastır. Ancak böyle bir evlilik sonunda, İslami esaslar insanlara daha iyi bir şekilde ulaştırılabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Erkek veya kadından birinin, mücadeleci ve davetçi bir Müslüman, diğerinin ise bunun zıddı olması, o mücadeleci Müslüman için en büyük zulüm, İslami esaslara vurulmuş çok büyük bir darbe ve İslami hareketi daha başında iken akamete uğratmaktır. Müslümanlar, evlilik konusunda çok hassas olmalıdırlar. Her ne olursa olsun, yeter ki evlilik olayı vukubulsun amacıyla evliliğin yapılmasını, İslam hoş görmemektedir. Her konuda olduğu gibi evlilik de, Müslümanların Allah'a yaklaşmasını temin eden bir vasıta olmalıdır. Aksi halde Müslüman, kendi tekerinin önüne kendisi taş koyacak ve kendi kendisini Allah yolundan alıkoyacaktır. Güzellik veya yakışıklılık, mal, servet için yapılan bir evlilik, İslami hareketin önüne konulmuş en büyük engeldir. Çünkü, evlilik olayı başka bir şeye benzemiyor ki, beğenmediğin zaman bozup yeniden iyisini yapasın. Mesela eş alımı, bir ayakkabı, bir elbise, bir araba alımı gibi değildir ki bozuk arızalı çıktı diye gidip yenisiyle değiştirilsin. Hiç kimse eşi geçimsiz, kendisini beğenmişin biridir diye, ailesine gidip 'kusura bakmayın bu iyi çıkmadı, bana varsa daha iyi birini verin diye talepte bulunamayacağı için, işi baştan sağlam tutmak en iyisidir.İşte bunun için İslam, işi baştan sağlam tutarak, mü'minlerin birbirleriyle evlenmeleri emretmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müminler, içinde yaşadıkları toplumun değer yargılarını değil, İslami değer yargılarını esas almalıdırlar. Allah ve Rasulü'nün ortaya koyduğu değer yargıları, toplumun değer yargılarındarı daha üstündür. Bir evlilik olayında, toplumun değer ölçülerine göre değil, Allah ve Rasulünün ortaya koyduğu değer ölçülerine göre hareket esas olmalıdır. Çünkü Allah ve Rasulû’nün ortaya koyduğu ölçüleri, nefsani istekler için terketmek, apaçık bir sapıklıktır. Sapıkların ise Müslüman olmaları şöyle dursun, Allah ve Râsulü'ne savaş açan kafirler olduğu gerçeğini, Kur'an bize bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Allah ve Rasülü, bir işte hüküm verdiği zaman, artık mü'min bir erkek ve kadına, o işi -kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Rasulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur." (33 AHZAB, 36)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yüce uyarının nuzül sebebi, siyak ve sibakı incelendiği zaman, Allah ve Rasulü'ne iman edip teslim olan mü'minlerin, evlenme ve boşanma konusunda da Allah ve Rasulü'ne tabi olmaları gerektiği anlaşılmaktadır. Bu uyarıdan hemen sonra gelen ayette, Hz. Zeyd bin Harise ile Hz. Zeyneb binti Cahş'ın evliliğindeki olumsuz durumlar ortaya konulmakta, uymaları gereken kurallar bildirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Allah ve Rasulü'nün hükümleri, her konuda olduğu gibi, evlilik konusunda da bugünkü Müslümanları bağlamaktadır. Heva ve heveslerine uymuyor diye, Allah ve Rasulû nün hükümlerini gözardı edenlerin, Müslüman olmaları mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi Kur'an ve Sünnet, evlenecek eşlerde dindarlık hususunu ararken, Müslüman olduklarını söyleyenler yakışıklılık, güzellik, zenginlik, soy-sop gibi özelliklere aldanarak eş seçmeye kalkışmaktadırlar. Hele bu özelliklere sahip olanların tevhidi görüşte olup olmadıklarını araştırmayanlar, kendi ateşlerini ellerine alarak cehennemin yolunu tutmuşlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam, bir yaşam biçimidir; evlenmekten boşanmaya, yemeden içmeye, yürümekten oturmaya, ibadetten çalışmaya, ticaretten siyasete, barıştan savaşa kadar tüm hareketlerini, İslami esaslar doğrultusunda düzenleyenler, gerçekten Müslüman olanlardır. İslami esasların bir bölümünü alıp bir bölümünü bırakanların ise, müşrik olduklarını Kuran'ı Kerim bildirmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikahta Denklik&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Düşünce ve pratikleri bir olmayan, İslami esasları, hevalarına uymuyor diye bırakan müşriklerle, Allah ve Rasulü'nün hükümlerini her şeyin önünde tutan mü'minlerin evlenmeleri kesinlikle haramdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zina eden erkek, zina eden veya müşrik kadından başkasıyla evlenmez; zina eden kadın da zina eden veya müşrik bir erkekten başkasıyla evlenmez: Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kılmıştır. " (24 Nur 3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ayetten de açıkça anlaşıldığı üzere mü'minler, müşrik ve zina edenlerle kesinlikle evlenmezler. Ancak müşrik bir kimse, müşrik ve zina eden biri ile evlenebilir. İlgili ayet, evlenmede denkliği ortaya koymaktadır. Aynı şekilde bu ayet, denkliğin hangi konuda olacağını da bildirmiştir. Buradaki denklik inanç ve ahlaki denkliktir. İman ettiğini söyleyen birinin bu uyarıya kulak vermesi gerekmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenmede denkliğin yaş, mal, servet, hürlük ve kölelik ile hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Her konuda mü'minler için en güzel örnek olan Rasulullah(as), evlilik ve eş seçimi konusunda da bu en güzel örnekliğini ortaya koyarak mü'minlere yol göstermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hz. Hatice, Rasulullah'tan onbeş yaş büyük iken, Hz. Aişe ondan kırk yaş daha küçüktür. Hz. Hafsa, Hz. Ömer'in kızı ve hür bir kişi iken, Hz. Safiye daha önce Yahudi olup, sonradan Müslüman olan Huyey in kızıdır. Hepsi de Rasulullah(a.s) ile evlenmişlerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı şekilde Hz. Bilal bin Rebah, Hz: Abdurrahman bin Avf 'ın kız kardeşiyle evlenerek bu konuda mü'minlere örnek olmuşlardır. Demek ki İslamda denklik (kefaret) yaş, mal, hürlük, kölelik ve güzellik ile ilgili değil, inanç ve iman ile ilgilidir. Aynı İslami mesajı taşıyanların yaş, güzellik, yakışıklılık, zenginlik gibi unsurlara; bekar. evli, birkaç eşli gibi durumlarına bakmaksızın, yalnızca yüce Allah'ın dinini yaymak ve gerçekleri insanlara ulaştırmak için, müşrik toplumun değer yargılarına önem vermeden birbirleriyle evlenmeleri, bu kişilerin (kadın olsun, erkek olsun) dini samimiyetini gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, İslami bazı kavramları ağızlarında eveleyip geveleyen ve kendilerini mücahid veya mücahide görerek, tevhidi düşünceden şeriatten, muvahhidlikten, şehidlikten ve şehadetten söz edenlerin evlilik konusunda, cahili ve müşrik değerler doğrultusunda hareket etmeleri, bu konudaki yaşantılarını ve düşüncelerini Kuran'ın öngördüğü yaşam biçimine göre değiştirmemeleri, bunların gerçekten Müslüman olup olmadıkları konusunda kuşkular uyandırmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslam bir yaşam biçimi olduğuna göre, Müslüman olduğunu iddia eden bir kişi, tüm düşünce ve hareketlerini İslami değer ölçülerine göre düzenlemelidir. Çünkü Ahzab, 36. ayetinde geçtiği üzere. Allah ve Rasulü bir işte hüküm verdiği zaman, mü'min olduğunu söyleyen erkek ve kadına, o işi kendi isteklerine göre çözme ve seçme hakları bulunmadığını, isteklerine göre hareket edenlerin, Allah'a ve Rasülü'ne karşı geldiklerini ve bunların apaçık bir sapıklığa düştüklerini biliyoruz. Bu sapıklığın nedeni, kişinin işine gelen konuyu hevasına göre çözmek istemesidir ki, bunların durumu dünya hayatında rezil olmak, ahirette de en büyük azaba uğramaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;...Yoksa siz Kitab'ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar mı ediyorsunuz? Sizden bunu yapanın cezası, dünya hayatında rezil olmaktan başka nedir? Kıyamet gününde (onlar) azabın en şiddetlisine itilirler. Allah yaptıklarını bilmez değildir." (2 BAKARA, 85)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Azabın en şiddetlisine itiliş nedeni, hoşuna giden ayetlerin alınıp gitmeyenlerin bırakılmasıdır. Hoşlarına gitmiyor diye bir kısım ayetleri bırakanların yaptıkları iyi ameller de boşa gidecektir. Namazını kılan, orucunu tutan, Allah'a ve Rasulü'ne inandığını söyleyen; İslam dan, cihattan, İslami davetten söz eden bir kişinin, belli bir konuda, örneğin evlilik konusunda, Âllah ve Rasulü'nün emrine muhalefet ederek, hevasının istek ve arzuları doğrultusunda hareket etmesi onun diğer amellerini de boşa çıkarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Böyledir, çünkü onlar, Allah'ın indirdiğinden hoşlanmamışlar, Allah da onların amellerini heder etmiştir."(47 MUHAMMED, 9)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun nedeni, nefislerini tatmin etmek için dünyevi istek ve arzularını, Allah ve Rasulü'nün isteklerinin önüne alıp dünya hayatını ve süsünü tercih etmelerindendir. Bunlar, dünyevi isteklerine kavuşurlar, ancak ahirette onlar için ancak ateş vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kimler dünya, hayatını ve süsünü isterse onlara oradaki amellerin(in karşılığın)ı tam veririz ve onlar orada (dünyada) hiçbir eksikliğe uğratılmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama onlar öyle kimselerdir ki ahirette onlar icin yalnız ateş vardır ve yaptıklarının hepsi orada boşa çıkmıştır. Amelleri hep batıl olmuştur!" (11 HUD, 15-16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslami Olmayan Evlilikler Hüsrandır&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyalık elde etmek düşüncesiyle evlenenler, isteklerini elde ediyorlar; ancak isteklerine kavuştuktan sonra, dünyevi ihtiras ve tatminleri bitmediği için, rezil olmaktan da kurtulamıyorlar. Bakara, 85. ayeti kerimesi Allah'ın ayetlerinin bir kısmını alıp bir kısmını bırakanların dünyada rezil olduklarını bildiriyordu. Bu ayeti celilenin açık delillerini günümüzde çokça görmekteyiz. tağuti mahkemelerine müracaat edip boşanmak isteyenler, aynı dine, aynı inanca sahip, tevhidi düşünen Müslümanlar değillerdir. Mahkeme salonlarında rezil olanlar; daha önce güzellik, yakışıklılık, zenginlik gibi unsurlar için, binbir umutla evlenenlerdir. Belli bir müddet birbirlerinden yararlandıktan sonra, bu unsurların verdiği kibir, gurur ve kendini beğenmişlik sonucunda istenmeyen durumlar ortaya çıkınca, mahkeme koridorlarında soluk almaktadırlar. Bunlardan kimileri güzelliğini ve yakışıklığını kullanarak zinaya, kimileri de mallarıyla kudurmaya başlayınca ya da malları tükenince mahkeme koridorlarını doldurmaya başlamışlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilikten maksat nefisleri tatmin etmek olunca, sonuç işte böyle oluyor. Halbuki evlenmekten maksat, yüce Allah'ı razı etmek olmalıdır. Ancak bu tür evlilikler sürekli, kalıcı, mutlu ve huzurlu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadın ve erkek bir elmanın iki parçası gibidirier, birbirlerini bütünlerler. Birbirlerinin can yoldaşı, hayat arkadaşı, sırdaşı, evlerinin direği, çocuklarının velisi, koruyucusu ve terbiyecisi olan eşler, biribirlerine yardımcı oldukları sürece Rab`lerini razı edebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Müslüman olduğunu iddia eden, Kur'an ve Sünnet'e teslim olan, tevhidi düşünen herkes, dindarlık unsurunu öne alarak evlilikler gerçekleştirmelidir. Böyle evlilikleri gerçekleştirenleri desteklemek, inandığını söyleyen kimseler üzerine bir borçtur. Çünkü bunlar, aslında bu evliliği değil, bu evlilik sayesinde oluşacak Müslüman bir aileyi, Müslüman bir toplumu ve Müslüman bir devleti , desteklemektedirler. Yüce Allah(cc) güzel bir işe destek olanlara, o işten kendilerine de bir pay olduğunu, Nisa, 85. ayetinde bildirmektedir. Bu desteklemeler şu şekilde olmaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1-Tevhidi düşünen Müslümanları tesbit etmek. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Bunların tanışmalarını sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3- Evlenmelerine yardımcı olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4- Nikahı kolaylaştırmak. (Özellikle eşya konusunda)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5- Gerekirse maddi yardımda bulunmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6- İslami çalışmalarına destek olmak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7- Eşler arasında çıkabilecek anlaşmazlıklarda, Kur'an ve Sünnet'e müracaat etmelerini sağlamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslami evliliklerde, üzücü noktaların ortaya çıkmamasına dikkat etmek, her mû'minin en önemli görevleri arasındadır. Bu görev ihmal edilmemeli, savsaklanmamalıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeyiz konusunda Müslümanlar hesabını veremeyecekleri eşyaları almamalı, israf ve gösterişten kaçınmalıdırlar. Zütevazi olmak, her mü'minin-Kur'ani bir özelliğidir. Müminlerin üstünlüğünün eşyada değil, takvada olduğu çok iyi bilinmelidir. Eşyada (maddede) üstünlük aramak, kapitalistlerin, münafıkların, fasıkların, materyalist demokratların vasfıdır. Mü'minler böyle bir vasıftan beridirler. Kur'an doğrultusunda hareket etmek mü'minlerin şiarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'ve kendilerine Rab'lerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman onlara karşı sağır ve kör davranmazlar. Ve 'Rabb'imiz, bize gözler sevinci eşler ve çocuklar lutfeyle ve bizi muttakilere önder yap' derler." (25 FURKAN, 73-74)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslami Bir Evlilikte Aranan Şartlar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;a- Evlenilecek Kişinin Mü'min Olması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslamda her şey belli kurallara bağlanmış, hiç bir şey kuralsız, başıboş bırakılmamıştır. Evlilik de, bu kurallı konulardan birisidir. Evlilikteki kuralları da, her şeyin ölçüsünü koyan yüce Allah belirlemiştir. Yüce Allah(cc), evliliğin nasıl, kimlerle, ne şekilde yapılacağı ile ilgili konuları çok açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu konudaki hükümler. diğer hükümler gibi iman edenleri kesinlikle bağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'min kadın ve erkeklerin birbirleriyle evlenmeleri gerektiği konusundaki ayetlerden ikisini (2/221, 24/3) yukarıda vermiştik. Burada iman edenlerle evlenilmesi gerektiği ile ilgili bir kaç ayet daha vererek konuyu netleştirelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey iman edenler, mü'min kadınlâr göç ederek size geldiği zaman, onları imtihan edin. Allah onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer onların iman etmiş olduklarını anlarsanız onları kafirlere geri döndürmeyin. Ne bu(kadı)nlar onlara helaldir; ne de onlar bunlara helal olurlar..."(60 MÜMTEHİNE, 10) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek bu ayette, gerekse Bakara, 221. ve Nur, 3. ayetlerinde belirtildiği gibi, mü'minler ancak mü'minlerle evlenebilirler. Çünkü, "Allah'ın hükmü budur"(60/10). Aksine hareket, yüce Allah'ın hükmüne karşı çıkmaktır ve kafirlerin ateşe davetlerine(2/221) icabet etmektedir ki bu, insan için ancak hüsrandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mü'min dul kadınlarla evlenme isteğinin olması halinde, onların, iddet müddetinin tamamlamalarını beklemek gerekir. "İçinizden ölenlerin, geriye bıraktıkları eşleri, dört ay on gün kendilerini gözetlerler. Süreleri bitince artık kendileri için uygun olanı yapmalarında size bir günah yoktur. Allah yaptıklarınızı haber alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle kadınlarla evlenme isteğinizi üstü kapalı bir biçimde bildirmeniz yahut içinizde tutmanızdan dolayı size bir günah yoktur. Allah sizin onları anacağınızı bilmektedir. Sakın, iyi söz dışında, onlarla bir gizli (buluşma)ya sözleşmeyin ve farz olan bekleme suresi dolmadan nikah bağını bağlamaya kalkmayın ve bilin ki; Allah içinizden geçeni bilir. O'ndan sakının ve bilin ki, Allah bağışlayandır, halimdir." (2 BAKARA, 234-235)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerek bekar gerekse dul kadınlarla olsun evlenmede dikkat edilmesi gereken husus, bu kadınların mümin olmalarıdır. Ne kadar güzel ya da zengin olurlarsa olsunlar müşrik, münafık, fasık, kafir ve mürted hiç bir erkek ya da kadınla evlenilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;b- Nikahı Haram Olan (Evlenilmeyecek) Kimseler &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün dış kıyafetleri ve şekilleri Müslümanlara benzeyen, ancak hareket ve düşünce planında müşrik, fasık, münafık, kafir ve mürted olan birçok kadın ve erkek vardır. Bunlarla konuşulduğunda sözleriyle Müslüman olduklarını, tağutu reddettiklerini, küfre karşı olduklarını, Kur'an ve Sünnet'e tabi olduklarını iddia ederler. Ancak bunların ya partici, ya vakıfçı, ya gelenekçi, ya da tarikatçı oldukları bilinmektedir. Bunlar, dinin bir bölümünü alıp bir bölümünü bıraktıkları, İslami davet metodunu çarpıttıkları, geleneksel kültürü İslami esaslara taşıdıkları için, düşünce ve hareketlerindeki derecelere göre müşrik, münafık, fasık, kafir ve mürteddirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte vasıfları sayılan bu kimselerle, toplumsal misyonları ya da konumları ne olursa olsun hiç bir şekilde evlenilmez. Aynı şekilde zina edenlerle de nikah bâğı oluşturulmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Zina eden erkek, zina eden veya müşrik kadından başkasıyla evlenemez; zina eden kadın da zina eden veya müşrik erkekten başkasıyla evlenemez. Böyleleriyle evlenmek mü'minlere haram kılınmıştır." (24 NUR, 3)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Pis kadınlar, pis erkeklere; pis erkekler, pis kadınlara; temiz kadınlar temiz erkeklere; temiz erkekler temiz kadınlara mahsustur:' (24 NUR, 26)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayetlerden anlaşıldığı üzere pis olanlar (zina eden ve şirk koşanlar) ancak birbirleriyle evlenebilecekler, bunlar temiz olan müminlerle evlenmeyeceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Athül Kadir, Fetevayı Hindiyye, İbn Abidin, Dürril Muhtar, Nehir Fetih gibi fıkıh kitaplarında, putperest (yeseni) olan müşriklerle mü'minlerin kesinlikle evlenemeyeceği yazılmaktadır. Bu kitaplara göre, sapık mezhep sahipleri, zındıklar, batıniler, ibahacılar, dürziler, nusayriler, teyamine vb. fırkaların mensuplarıyla hiç bir şekilde evlenilmeyecektir. Adı geçen kitaplar, şayet bugün yazılmış olsalardı, din adına ortaya çıkmış olan parti, dernek ve vakıf mensuplarını da, mü'minlerin evlenmeyecekleri kimseler grubuna dahil ederlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Rasulullah(as)'ın Sünnet'inde ve Asr-ı Saadet'te birçok Müslüman, dini hassasiyetlerinden dolayı sevdikleri, ancak müşrik olan kimselerle evlenmemişler. evlenmekten vazgeçmişlerdir. Ancak bunların, tevbe edip Müslüman olanları, Kur'an ve Sünnet'e kesinlikle teslim olmaları halinde, mü'minlerin bunlarla evlenmeleri helal olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küfür, şirk, nifak, fısk ve irtidat sebebiyle, nikahı geçici olarak haram olanlar dışında, bir de nikahı ebediyyen haram olanlar vardır. Bunları Kur'an'ı Kerim şöyle sıralanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Geçmişte olanlar hariç, (bundan böyle) babalarınızın evlendiği kadınlarla evlenmeyin: Muhakkak ki bu, ahlaksızlık, iğrenç bir yol ve (Allah'ın) hışmı(na uğrama)dır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size (şunlarla evlenmeniz) haram kılındı: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kız kardeş kızları, sizi emziren (süt) anneleriniz, süt bacılarınız, karılarınızın anaları, birleştiğiniz kadınlardan olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız -eğer onlarla birleşmemişseniz (kızlarını alamaktan ötürü) üzerinize bir günah yoktur- kendi sülbünüzden gelen oğullarınızın karıları ve iki kız kardeşi bir arada almanız. Ancak geçmişte olanlar hariç. Şüphesiz Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cariyeler hariç evli kadınlar(la evlenmeniz) de haramdır. (bunlar) Allah'ın üzerinize yazdığı (haramlar)dır."(4 NİSA, 22-24) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu sayılanlar dışında nikahı haram olanlardan biri de, kişinin üç talakla boşamış olduğu karısıdır. Böyle kadınlar, başka biriyle evlenip ondan da meşru yollarla boşanmadıkları sürece ilk kocalarına helal olmazlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Boşanma iki defadır. (Bundan sonra kadını) ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle bırakmaktır..." (2 BAKARA, 229) "Erkek yine boşarsa, artık bundan sonra kadın, başka bir kocaya varmadan kendisine (eski kocasına) helal olmaz. O (yeni kocası) da onu (kadını) boşarsa, Allah'ın sınırları içinde duracaklarına inandıkları takdirde (eski karı-kocanın) tekrar birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. İşte bunlar Allah'ın sınırlarıdır. (Allah) bunları, bilen bir toplum için açıklıyor."(2 BAKARA, 234)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an'da nikahı haram olan bu kimseler dışında kalanların nikahlanması ancak onların mü'min olmalarına bağlıdır. Bunlar da amca, dayı, teyze ve hala kızları ile harpte elde edilmiş olan cariyelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;c- Evlenmede Mehir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlenilecek her kadına mehir vermek esastır. Hiçbir kadın, mehirsiz olarak evlenemez. Bu, yüce Allah'tan kadına verilmiş olan bir haktır. Kadınlar, mehir isteme ve istedikleri kadar mehir alma hakkına sahiptirler. Evlenecek erkek, bunun bilincinde olarak kadınla evlenir. Mehir istediğinden dolayı hiçbir kadın kınanamaz. Mehir dolayısıyla kadını kınamak, yüce Allah'ın emrine ve hükmüne karşı tavır almak ve bu hükümden hoşlanmamaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir kadın mehirsiz olarak kendisini erkeğe hibe edemez. Kur'an'da, bir kadının ancak peygambere kendisini hibe edebileceği; mü'minlere böyle bir hibe yapılamayacağı bildirilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"... Bir de kendisini (mehirsiz olarak) Peygambere hibe eden ve peygamberin de kendisini almak isediği mü'min kadını, diğer müminlere değil sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Biz, eşleri ve ellerinin altında bulunanlar hakkında, mü'minlere yapmalarını gerekli kıldığımız şeyi bil(dir)dik ki, sana bir zorluk olmasın. Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." (33 AHZAP, 50)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehir, kadına verilen sosyal bir güvencedir. Bu nedenle, bunun miktarının tesbiti, birinci derece kadına aittir. Kadın dilediği kadar mehir istemekte serbesttir. Mehrin, kadınlara verilen bir hak olduğunu şu ayetler ortaya koymaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Kadınlara mehirlerini hak olarak verin; eğer kendi istekleriyle o (mehrin) bir kısmını size bağışlarlarsa, onu da afiyetle yeyin." (4 NİSA, 4)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir mehir kestiğiniz takdirde, henüz dokunmadan onları boşarsanız, kestiğinizin yarısını (verin). Ancak kadınlar vazgeçer yahut nikah bağı elinde bulunan erkek vazgeçerse başka. Sizin affetmeniz takvaya daha yakındır. Aranızda birbirinize iyilik etmeyi unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptığınızı görür." (2 BAKARA, 237)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bir eşin yerine başka bir eş almak istediğiniz takdirde, onlardan birine (evvelki eşinize) kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiç bir şeyi geri almayın. İftira ederek ve açık günaha girerek verdiğinizi alacak mısınız? Nasıl alırsınız ki, birbirinize geçmiştiniz ve onlar, sizden sağlam teminat almışlardı." (4 NİSA, 20-21)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehrin kısıtlanmasını istenmenin doğru olmadığını, şu örnek göstermektedir. Hz. Ömer(r.anh) bir gün kadınlara, fazla mehir talep etmemelerini öğütler. Kureyşli bir kadın Hz. Ömer’e hitaben: "Ya Emir-el mü'minin, Allah'u Teala'nın: 'Bir eşin yerine başka bir eş almak istediğiniz takdirde, onlardan birine kantarlarca mal vermiş olsanız dahi verdiğinizden hiçbir şeyi geri almayın... (4/20) ayetinde buyurduğunu işitmediniz mi?" diyerek Halife'ye itiraz eder. Bunun üzerine Hz. Ömer (r.anh) sözünü geri aldığını ifade ederek tevbe eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehir konusunda bir sınırlama olmamasına rağmen, evliliğin kolaylaştırılması için Rasulullah(as)'ın bazı tavsiyeleri de olmuştur. Ancak bu tavsiyeler, hiç bir şekilde bir emir olarak değil, bir tavsiye olarak alınmıştır. Rasulullah(as): "Mehrin en hayırlısı ehven olanıdır." buyurmuştur. Bu hadis, mehrin, evlenmeyi güzelleştirmesi ve zorlaştırmaması için ifade edilmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehir, ziynet eşyalarından olabileceği gibi, hayvan cinsinden, menkul ve gayri menkul mallardan da olabilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mehir, genel olarak nikah akdi sırasında tesbit edilir. Buna Mehr-i Müsemma denir. Mehir nikah akdi sırasında ödenmesine Mehr-i Muaccel; nikah akdi sırasında ödenmeyip daha sonra belli vadelerde ödenen mehre ise, Mehri Mueccel adı verilir. Nikah akdi sırasında belirlenmeyen, ancak daha sonra kadının yakınları tarafından, kadının iyiliği için takdir edilen mehre de Mehr-i Misil adı verilmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;d- İcab- Kabul&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilikte karşılıklı rıza esastır; taraflardan birinin rızası olmadan bir evliliğin gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Nikah akdi gerçekleşmeden önce taraflar, ne istediklerini, nasıl bir evlilik arzu ettiklerini açık bir şekilde ortaya koyarlar. Bu istek ve beklentiler, her iki taraf açısından kabule şayan ise nikah akdi gerçekleşir.'Nikah akdi, birinci derecede, evlenecek olanlar arasında gerçekleşeceği için rızanın da bunlar tarafından gösterilmesi gerekir. Anne-baba ve yakınların gerçekleştirilecek evlilikte ancak tavsiyeleri olabilir; bunun dışında nikah akdini etkileyici bir tutum sergileme hakkına sahip değildirler. Yakınların, evlenecek olanlar üzerinde etkileyici, daha doğrusu engelleyici bir durum takınmaları, Kur'an da yasaklanmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"...Kendi aralarında güzelce anlaştıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerine engel olmayın. Bu, içinizden Allah'a ve ahiret gününe inanan kimseye verilen öğüttür. Bu, sizin için daha iyi ve dahâ temizdir, Allah bilir, siz bilmezsiniz?"(2 BAKARA, 232) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu uyarı, boşanmış kadınların, eski kocalarına dönmeleri hususunda olduğu gibi, yeni evlenecek olanlar için de geçerlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilikte rıza, evliliğin başlangıcında olduğu gibi evliliğin sürdürülmesinde de geçerlidir. Kadın ve erkekten her biri evliliğin, çıkmaza girdiğini gördükleri ya da amacından saptığını anladıkları anda, kendi rızalarıyla nikah akdini feshedebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Ey peygamber, eşlerine söyle: 'Eğer siz, dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut'a (boşanma bedeli) vereyim ve sizi güzellikle salayım. Eğer siz, Allah'ı ve ahiret yurdunu istiyorsanız, (biliniz ki) Allah, sizden güzel hareket edenlere büyük bir mükafat hazırlamıştır."(33 AHZAB, 28-29) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;e-.Evlilikte Şahitlerin Bulunması&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur’an’ı Kerim’de, insanlar arasında cereyan eden sosyal ilişkiler, antlaşmalar ve akitler tümüyle şahitlidir. Bu nedenle, evlilik akdinde de şahitlik esastır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kur'an mantalitesini yeterince kavramayan ve her şeyin, moda mod yazılı olmasını uman kimseler, evlilikte şahidin olmadığını iddia ederler. Oysa, yapılan bir akitte, nelerin anlaşma konusu yapıldığı, aktin ne üzere bina edildiği bilinmeli ki, belli bir anlaşmazlık halinde, şahitler bu anlaşmazlığı giderebilsinler. Anlaşmazlık halinde taraflar, genellikle duygusal hareket ederler ve kendilerini haklı çıkarmaya çalışırlar. İşte bu durumda, adil şahitlere ihtiyaç hissedilir. Bu şahitlerin ise, şahitlik yapacakları konuyu iyi bilmeleri gerekir. Çünkü, aslı bilinmeyen bir konuda şahitlik yapmak mümkün değildir. Kur'an'ı Kerim, eşler arasında vuku bulacak bir anlaşmazlık ihtimalinin olması durumunda, bu anlaşmazlığı giderecek şahitlerin olmasını talep eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Şayet (eşlerin) aralarının açılmasından endişe duyarsanız, erkeğin ailesinden bir hakem ve kadının ailesinden bir hakem gönderin. Bunlar uzlaştırmak isterlerse, Allah onların arasını bulur. Çünkü Allah bilen, haber alandır."(4 NİSA, 35) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Burada, her iki taraftan oluşturulan hakem heyeti, birinci derecede eşleri dinler, ancak yukarıda da ifade edildiği üzere, anlaşmazlık durumunda, eşler genellikle duygusaldırlar ve kendilerini haklı gösterme çabası içindedirler. İşte bu durumda hakem kurulu, sağlıklı bir sonuca ulaşmak için, şahitlerin ifadesine başvurur. Şahitlerin de mutlaka; evlenme aktinin yapıldığı şartları çok iyi bilmeleri gerekir ki, adil çözümler elde edilebilsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nikah sırasında şahidin var olduğunu gösteren başka bir delil de, boşanma sırasında şahidin gerekli olduğu hususudur. "Sürelerinin sonuna vardıklarında onları güzelce tutun,yahut güzellikle onlardan ayrılın. İçinizden adalet sahibi iki kişiyi şahit tutun. Şahitliği Allah için yapın. İşte Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimseye öğütlenen budur. Kim Allah'tan korkarsa (Allah) ona bir çıkış yaratır." (65 TALAK, 2)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayette geçen "adalet sahibi iki kişi" ifadesi de göstermektedir ki, daha önce nikahın gerçekleştirilmesindeki şartlardan haberi olan iki kiţi, bildiklerini Allah'tan korkarak, adil bir ţekilde ortaya koyacaklardır. Eşler arasında baş gösteren anlaşmazlık durumunda olsun, boşanma sırasında olsun şahide ihtiyaç duyulması, nikahın akdedilmesi sırasında şahidin olduğunu göstermektedir. Çünkü, öncesinde olmayan bir şeyin sonradan istenmesi mümkün değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik akdinin oluşmasında anne-baba ve yakın kimselerin haberdar olması esastır. Bunlar, evlilik akdine ister rıza göstersinler, ister göstermesinler farketmez. Anne ve babanın, çocuklarının evliliklerinden haberdar olmasından sonra, en az iki kişinin daha, gerçekleştirilecek nikah akdine şahitlik yapmaları gerekir ki, nikah akdi yerine getirilmiş olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anne ve babadan birinin ya da her ikisinin veyahut da ailede sözü geçen çocuklardan birisinin haberdar olmadığı bir evlilik akdi, sakat bir akittir. Ancak, evlenecek olanlar, kendileri irade sahibi iseler, kendileri karar verme ehliyetleri varsa ve ailelerinden uzun bir zaman ayrı yaşıyorlarsa bu durumda ailelerinin evliliklerinden haberdar olmasının fazla bir önemi yoktur. Çünkü, anne-babanın zaten çocuklarıyla bir ilgileri kalmamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dul kadınlar, kendi başlarına karar verme ehliyetine haiz olduklarından dolayı, evliliklerinde anne-baba iznine bağlı değillerdir. Bunun Asr-ı saadette bir çok örnekleri vardır. Ancak usul yönünden aileleri haberdar etmeleri, bir kırgınlığın olmaması açısından gereklidir. Ekonomik ve sosyal açıdan ailelerine bağlı olan dul kadınların, genç bir kız gibi, ailelerini haberdar etmeleri gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ailelerinden uzak bir yerde eğitimlerini sürdüren gençler, ekonomik açıdan ailelerine bağlı olduklarından dolayı, evliliklerinden ailelerini haberdar etmeleri gerekir. Bunların, ailelerinin haberleri olmadan gerçekleştirecekleri nikah akdi batıldır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evlilik akdinin (nikahın) gerçekleşmesinden sonra kadının, erkeğin evine gitmesiyle evlilik ilişkileri başlar, aile yuvası oluşur.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-7908274899872676003?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/7908274899872676003/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/islamda-evlilik.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/7908274899872676003'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/7908274899872676003'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/islamda-evlilik.html' title='islamda evlilik'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-7143237829338791933</id><published>2012-01-20T01:28:00.000-08:00</published><updated>2012-01-20T01:28:41.358-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Twitter nedir'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Twitter ne işe yara'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Twitter'/><title type='text'>Twitter</title><content type='html'>Twitter, Şuanda ne yapıyorsunuz? sorusuna her an 140 karakter ile cevap verebileceğiniz bir sosyal internet uygulaması. Twitter uygulaması çok basit bir sistemden oluşmasına rağmen fazlasıyla yaygınlaşmış bir sitedir. Genel olarak kişilerin kullandığı sistem artık kurumlar kendi hizmetlerini ve reklamlarını duyurmak için kullanmaya başlamıştır. Çok basit bir şekilde üye olarak sizde kıkırdayabilirsiniz. (kıkırdamak twitter’in kelime anlamıdır)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter Ne İşe Yarar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim Twitter'ın ne işe yaradığına. Şu sıralar ABD'de çılgınlık derecesinde ilgi gören Twitter&amp;nbsp;&amp;nbsp;için ne işe yarardan ziyade neler yapılır demek daha doğru olabilir aslında. Son bir yılda yüzde&amp;nbsp;&amp;nbsp;1000'in üzerinde büyüyen Twitter'ı köşebaşındaki sosisçi hariç herkes kullanıyor bile&amp;nbsp;&amp;nbsp;diyebiliriz belki de. Kişiler, haber kanalları, büyük kurumsal şirketler, kampanya&amp;nbsp;&amp;nbsp;düzenleyenler, politikacılar; yani aklınıza gelebilecek hemen her kişi ve kurum açtığı Twitter&amp;nbsp;&amp;nbsp;hesabıyla kendisi hakkındaki gelişmeleri paylaşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşin mantığı oldukça basit aslında. O an başınıza gelen bir olay, duyurmak istediğiniz bir&amp;nbsp;&amp;nbsp;haber, düzenlenen bir kampanya, firmanız hakkındaki bir gelişme, seçim kampanyanızdaysanız katıldığınız miting ya da çıkacağınız televizyon kanalını duyurmak gibi aklınıza gelebilecek&amp;nbsp;&amp;nbsp;hemen her şeyi Twitter üzerinden takipçilerinize duyurabilirsiniz. Tek bir şartla, mesaj başına&amp;nbsp;&amp;nbsp;140 karakter sınırınız var. 160 karakterlik kısa mesaj sınırlamasına alışkın bir toplum olan bizler için 140 karaktere uygun mesajlar yazmak zor olmasa gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter Hesabı Açalım&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk olarak internet tarayıcınızı açın ve twitter.com adresine gidin. Ekranın hemen ortasında "Get Started-Join!" butonunu göreceksiniz. Ama durun, hemen tıklamayın. Sağ üstte kırmızı renkli "Watch a video!" butonunu seçin. Açılan videoda altyazı seçenekleri arasında Türkçe'yi seçin ve izleyin. Bu ön keşfi de tamamladıysanız artık üyelik aşamalarına geçebiliriz&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/login1239204725.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Get Started-Join! butonuna tıklayarak açtığınız ekranda 5 satırlık kısa bir form göreceksiniz. Buraya sırayla adınız, Twitter'da kullanmak istediğiniz kullanıcı adınız (genelde hemen herkes gerçek adını tercih ediyor), şifreniz ve sizi biri takip listesine eklediğinde bilgilenebilmeniz için e-posta adresinizi yazıyorsunuz. Alttaki çerçeve içerisindeki iki kelimeyi de son satıra yazıp "Create my account" butonuna tıkladığınızda işlem tamam demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter Kullananları Bulmak&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer düzenli takip ettiğiniz bloglar varsa blog sahipleri beni Twitter'dan takip edin, adresim şu diyebilir. Aynı şekilde takip ettiğiniz haber sitelerini de eklemeniz mümkün. Yurt dışındaki haber sitelerinin çoğu bu sistemi kullanırken Türkiye'dekilerden ntvmsnbc.com ve yenisafak.com.tr gözümüze çarpanlar arasında yer alıyor. ShiftDelete.net'i de çok yakında Twitter üzerinden takip etmeye başlayabileceğiniz müjdesini verelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/gmail1239204814.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter kullanıcılarını bulmanın tek yolu sağda solda logosunu, bilgisini görmek yoluyla değil elbet. Sitenin üst tarafında görebileceğiniz Find People linki işinizi oldukça kolaylaştıracaktır. Burada Find on Twitter sekmesi isim aratmanızı sağlarken, hemen yanındaki Find on other networks bölümü, Gmail, Hotmail, Yahoo gibi servislerdeki adres listenize davet gönderebilmenizi sağlıyor. Dilerseniz Invite by email seçeneğiyle arkadaşlarınızın e-posta&amp;nbsp;&amp;nbsp;adresini yazarak davet gönderebilirsiniz. Son seçenek olan Suggested Users ise o an için önerilen Twitter hesaplarını listeliyor. Daha ayrıntılı arama yapmak isterseniz search.twitter.com adresi sizleri bekliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter'a Mesaj Göndermek&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazı yazmayı biliyorsanız Twitter'ı kullanamamanız için bir sebep yok. Tek yapmanız gereken sayfanın üst tarafındaki boş alana 140 karakteri geçmeyen mesajı yazmak ve alttaki update butonuna tıklamak, hepsi bu. Dilerseniz cep telefonunuzdan da m.twitter.com'u ziyaret edip güncelleme yapabiliyorsunuz. Böylece örneğin trafikte ilerlerken karşılaştığınız bir kazayı bildirip diğer Twitter kullanıcılarının bölgeden geçerken dikkatli olmasını sağlayarak sosyal&amp;nbsp;&amp;nbsp;hizmet kategorisinde bir iş bile yapabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/update1239205354.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'a mesaj göndermenin farklı etkileri de oluyor. Gündemi takip edenler Hudson nehrine iniş yapan pilotu ve uçak kazasının televizyonlar dahil tüm haber kanallarından önce ilk Twitter'da yankılandığını, kullanıcıların iniş sonrasında; "uçağımız nehre indi, herkes iyi" açıklamaları ile olayı görenlerin; "az önce binanın önünden bir uçak geçti" mesajlarını anımsayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter'ı Blogunuza Ekleyin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter, kullanıcılarına kendi hesaplarını bloglarına ya da sitelerine ekleme olanağı da sunuyor. Açacağınız ufak bir bölümle yazdığınız mesajları ve gelen yanıtları otomatik olarak yayınlamanız mümkün. Eğer blog hizmetini Blogger üzerinden alıyorsanız hazır şablonu kullanabilir veya sadece kodları alıp yerleştirerek mevcut tasarımınızı bozmadan yayını gerçekleştirebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/widget1239205423.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Kodları almak için öncelikle Twitter sayfanızın en altındaki Apps linkine tıklayın. Burada birazdan bazılarına değineceğimiz yardımcı uygulamalarla kodları alabileceğiniz Widgets seçeneklerini göreceksiniz. Blogumuza ekleyeceğimiz için biz Widgets'ı tercih edelim. Açılan sayfada myspace, blogger, facebook, TypePad ve Other seçeneklerini göreceksiniz. Eğer Blogger kullanıcısıysanız listeden onu seçebilirsiniz, ama Wordpress ya da yukarıdakilerden farklı bir sistemi kullanıyorsanız bir alt başlığa alalım sizi. Other linkini seçip sağ alttaki Continue&amp;nbsp;&amp;nbsp;butonuna tıklayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Wordpress Kullananlar Buraya&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Wordpress tabanlı bir blogunuz varsa üstteki listeden Other linkini seçip sağ alttaki Continue butonuna tıklayın. Şimdi karşınızda Flash ve HTML olarak iki seçenek olmalı. Blogunuzun tasarımına göre seçiminizi yapıp Continue butonuyla devam ettikten sonra size verilen kodları yerleştirmeniz gerekiyor. İlk olarak blogunuzun yönetim ekranına girin. Twitter bilgilerinizin görüntülenmesini istediğiniz yeri belirleyip Görünüm menüsü altından bileşenlere gelin. Metin ekle bölümünden yeni bir metin kutusu ekleyip, Twitter'dan aldığınız kodları bu metin kutusuna yerleştirin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/wordpress1239205485.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm işlem bu kadar. Dilerseniz kodların içerisinde yer alan "Twitter Updates" bölümüyle birkaç satır alttaki "follow me on Twitter" yazılarını kendinize göre değiştirebilirsiniz. Yalnız bu değişikliğin HTML kodları üzerinde olduğunu, Flash tabanlı bir Widget tercih ettiyseniz değiştiremeyeceğinizi de belirtelim. Ben eklenti severim, kodlarla uğraşmak istemiyorum diyen Wordpress sahipleri, aralarında Türkçe'si de bulunan eklentiler kullanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter Görünümünü Değiştirin&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/temalar1239205661.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter, değişik tema önerileriyle kullanıcıların arka planı kişiselleştirebilmesine olanak tanıyor. Bunun için üst taraftan Settings bölümüne gelmeniz ve karşınıza çıkan ekrandan Design'ı seçmeniz gerekiyor. Hazır temalardan birini seçebilir veya büyüklüğü 800k'yı geçmeyecek GIF, JPG ya da PNG formatındaki resmi yükleyip sadece size özel olmasını sağlayabilirsiniz. Sizi takip edenler, hesabınıza girdiklerinde bu özel temayla karşılaşacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Yardımcı Uygulamalar&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/twshot1239206636.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;Twitter için hazırlanan destekleyici çok sayıda uygulama bulunuyor. Adeta bir ekosistem haline gelen Twitter'la ilgili bu uygulamaları tek tek tanıtmaya kalksak bu yazıyı asla bitiremeyiz. Çünkü neredeyse hemen her gün yeni bir uygulamayla karşılaşmak mümkün. Bunların içerisinde twshot'a ayrı bir yer ayırmamız gerekiyor. Türkiye merkezli Angelabs tarafından hazırlanan twshot, o an gezdiğiniz sayfanın linkiyle uzun uzadıya uğraşmadan tek tıkla Twitter takipçilerinizle paylaşmanızı sağlıyor&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/yardimcilar1239206798.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsedeceğimiz, dünya genelinde yoğun kullanılan iki uygulama ise Twhirl ile TweetDeck. Her iki uygulama da takip ettiğiniz hesapları Twitter sayfasına girmeden izleyebilmenizi sağlıyor. Twhirl, FriendFeed ve Seesmic hesaplarını da kontrol etmenizi sağlarken, TweetDeck ise renk değişimi, hesapları gruplandırabilme, arama vb. özellikleriyle dikkat çekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hangi Ülkeler Daha Aktif?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/traffic1239206893.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter kullananları ülkelere göre listelediğimizde ABD'nin yüzde 40'lık payı dikkat çekiyor. ABD dışındaki ülkelerde ise Japonya yüzde 39'la başı çekiyor. Bunda Twitter'ın dil seçenekleri arasında İngilizce dışında sadece Japonca olmasının etkili olduğunu rahatça söyleyebiliriz. Japonya'yı sırasıyla İspanya, İngiltere, Brezilya, Kanada, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Tayvan takip ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Başarılı Twitter Örnekleri&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/obama1239206948.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'dan en fazla faydalanan isimlerden birinin birkaç gün önce ülkemizde olduğunu söyleseydik ne derdiniz? Aklınızda soru işareti mi var? Hemen giderelim. Twitter'ı seçim kampanyası sırasında oldukça aktif kullanan isim Barack Obama idi. Obama'nın, bu satırların yazıldığı an itibariyle 739.470 takipçisi olduğunu belirtirsek ne demek istediğimizi anlayabilirsiniz sanırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/shaq1239207002.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Obama dışında başka canlı örnekler de var elbette. Hemen her basketbolseverin yakından tanıdığı isimlerden Phoenix Suns oyuncusu Shaq, yani Shaquille O'neal da oldukça aktif bir Twitter kullanıcısı. Aklına estiği bir an Twitter'dan "şu an buradayım, yanıma ilk gelene maç bileti hediye edeceğim" diye kampanya yapan Shaq'ı 596.302 kişi takip ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Türkiye'de Kimler Tweet'liyor?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Twitter'ın yaygınlaşmasıyla birlikte Tweet'lemek kavramı da teknoloji jargonundaki yerini aldı. Ülkemizde Facebook benzeri bir patlama olması için biraz beklemek gerekiyor. Halen aktif Twitter kullanan yabancı ünlüler arasında Barack Obama ile Shaq'tan bahsetmiştik yukarıda. Liste elbette daha uzun ama biz yerele indirgeyelim isterseniz. Obama'nın başkanlık kampanyası sırasında aktif şekilde kullandığını söylemiştik. Bizde de benzer bir etki yaratmak isteyen Mustafa Sarıgül ve Kemal Kılıçdaroğlu Twitter kullanıcıları arasındaki yerini aldı. Ancak takipçi sayıları 300&amp;nbsp;&amp;nbsp;civarında olan bu iki politikacı, alınması gereken daha çok yol olduğunu da gösterdi bir anlamda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img alt="" border="0" src="http://static.shiftdelete.net/img/article/thytw1239207166.jpg" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aktif kullanım açısından bakarsak bazı haber siteleriyle havayolu şirketlerinin önde olduğunu söyleyebiliriz. Geçtiğimiz günlerde haber olarak verdiğimiz Pegasus ve Türk Hava Yolları'nın Twitter üzerindeki rekabeti yoğun bir şekilde devam ediyor. Yakında sadece havayolu değil, başka firmaların da bu kervana katılmasını beklediğimizi, hatta Galatasaray'ın Twitter kullanan ilk spor kulübü olduğunu söyleyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Twitter Türkiye'de Ne Zaman Patlar?&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk cevap olarak bu yazıdan sonra yanıtını verebiliriz elbette. Ama tüm bu yaygınlığı ve popülerliğine rağmen Twitter'ın ülkemizde daha fazla kullanıcı tarafından tercih edilmesi için biraz zaman geçmesi gerekiyor. Sitenin Türkçe dil seçeneğiyle sunulur hale gelmesi, kullanım kolaylığı gözönüne alındığında zorunluluk olmaktan çıkıyor. Hiç İngilizce bilmeyenler bile üyelik formunu doldurduktan&amp;nbsp;&amp;nbsp;sonra gerek duymayabiliyor. İkinci koşul ise birkaç ünlü ismin burada yeralması. Facebook'un Türkiye'de "Helin Avşar da Facebook üyesiymiş" haberlerinden sonra adeta patlama yaptığını düşünürsek; Twitter'ı alıp sürükleyecek birkaç ünlü bulmak şart görünüyor.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-7143237829338791933?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/7143237829338791933/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/twitter.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/7143237829338791933'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/7143237829338791933'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2012/01/twitter.html' title='Twitter'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-2669618468796749829</id><published>2011-12-26T02:19:00.000-08:00</published><updated>2011-12-26T02:19:06.796-08:00</updated><title type='text'>Sohbet</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;span class="ws14" style="font-family: Times New Roman; font-size: large;"&gt;Sohbet kelimesinin lügat karşılığı, karşılıklı konuşmaktır. Fakat bu kelime, fiilî konuşmanın ötesinde bir manaya sahiptir. Sohbet, bir olmak, beraber olmaktır. Arkadaş, dost olmaktır. İrşad etmek, nasihat etmektir. Yani sohbet, ayrıca kalbin bir fiilidir ve kalpten kalbe irtibatı da sağlar. Şüphesiz böyle bir irtibat, sağlıklı sonuç verirse anlamlıdır. Bunun için de sohbetin uyulması gereken bir adabı, kuralları var. Hem sohbet edenler, hem dinleyenler için. Sohbet için bir araya gelen topluluk, rastgele toplanmış, şuursuz, gayesiz, sıradan bir topluluk değildir. Aksine duygu ve düşünce birliği taşıyan, birbirlerinin sevinç ve kederlerine ortak olan, gözünü Allah rızasına dikmiş, yüce hedefli bir topluluktur. Bu topluluğun sohbeti, dostluğu, “kişi sevdiğiyle beraberdir” (Buharî) hadis-i şerifinin sırrınca, öldükten sonra berzah aleminde ve cennette de devam eder. Sohbetle sahabi oldular Kur'an-ı Kerim'de, Allah Rasulü s.a.v.'in cemaatine, bir gaye etrafında toplanıp sohbet edenler manasına gelen “ashab” kelimesiyle hitap edilmiş, Efendimiz s.a.v. de kendisini görüp, sohbetine katılan müminlere “ashabım” demiştir. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, mübarek hali, sözleri ve nazarlarıyla ashabını etkilemiş, onları sohbetle yetiştirmiştir. Kısa bir süre O'nun sohbetinde bulunmak, senelerce seyr u sülukla elde edilemeyecek mertebelere ulaşmaya vesile olmuştur. Efendimiz s.a.v.'den feyz almak isteyen Suffe Ashabı, gece gündüz Mescid-i Nebevî'de kalmışlardır. Tasavvuf erbabının sohbeti de böyle bir sohbettir. Onlar, irşad olmak için kâmil mürşidin sohbetine giderler. Kâmil mürşidler de onlara sohbet eder, ama bu sohbet çoğu kez sözle değil halle olur. İlim ve marifetin zirvesinde olan bu mübarek zatların yaptıkları sohbet, mesafe tanımaksızın hükmünü icra eder. Mıknatısın demiri çektiği gibi, dünyanın dört bir tarafından onların sessiz davetine koşan insanlar ıslah olup, hayata bakışları tamamen değişmiş olarak geri dönerler. Kâmil mürşidden aldıkları feyiz ve bereketle de kendi aralarında sohbete devam ederler. Sohbet ile vaazın farkı Dinî hakikatleri tesirli bir üslupla anlatma, cemaati kötülükten uzaklaştırıp iyiliğe sevk etmede vaaz ve sohbetin hedefi müşterektir. Fakat sohbette vaazdan farklı bir takım hususiyetler vardır. Bu hususiyetlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Sohbette sözlü eğitim ve öğretimin yanı sıra, hal eğitimi ve manevi yansıma da vardır. Kâmil insanların lafızları kadar nazarları ve halleri de son derece etkilidir. Sohbet vesilesiyle, onların ilâhi muhabbet ve marifetle dolu gönüllerinden ortaya çıkan üstün hal ve sıfatlar manen cemaate akseder. Çoğu zaman salikler bu tesiri lâtifelerinde açıkça hissederler. Böylece irşadın tesiri açıkça görülür. Sohbette belirli bir metod dahilinde Allah'a ulaşmanın en sağlam ve en kısa yolu anlatılır. Bunun için daha ziyade nefs, zikir, rabıta gibi tasavvufî konular üzerinde durulur. Ayet ve hadislerin yanı sıra, büyüklerin menkıbelerinin anlatılmasına önem verilir. Böylece muhabbet artar, ibret alınır ve anlatılanlar güzel örnekler olarak hatırda kalır. Sohbette, ayet ve hadislerin zahir manalarının yanı sıra iş'arî manalara da yer verilir. Böylece dinleyenler tasavvuf alimlerinin Kur'an ve Sünnet'ten çıkardıkları gayet ince ve lâtif hikmetlerle, geniş bir tefekkür ufkuna yükselirler. Sohbet vesilesiyle cemaat birbirinden görerek, yaşayarak, edep, erkân öğrenir. Dinî nezaket, sevgi, şefkat, hizmet, fedakârlık gibi olgun ahlâkî özellikleri içine sindirir. Kardeşlik duygusu pekişir. Sohbet erbabının ilmî seviyesi İnsanlara Allah yolunu gösterip, onları hak ve hakikate davet edecek olan sohbet erbabı, önce kendisini iyi yetiştirmelidir. Dinî tahsil görmemiş olsa bile, kitap, dergi gibi, ama doğru şeyler söyleyen metinler okuyarak kendini yetiştirmelidir. Bu sadece sohbet eden için değil, herkes için gereklidir. Özellikle akaid ilmi çok iyi öğrenilmelidir. Aksi halde din adına başkalarına bir şeyler anlatayım derken, hem kendisinin hem muhataplarının imanı tehlikeye girebilir. Bundan başka Arapça bilmese bile, Kur'an-ı Kerim'i düzgün bir şekilde mahreciyle okuyabilecek durumda olmalı, fıkıh ilmini asgari seviyede de olsa bilmelidir. Bunlar aslında farz-ı ayın olan ilimlerdir. Her müslümanın bilmesi gerekir. Tasavvufa gönül vermiş bir sohbet erbabının, tefsir, hadis, siyer, İslâm tarihi ile ilgili eserleri okuması; felsefe, mantık, sosyoloji, edebiyat gibi ilimlerden haberdar olması da faydalı olacaktır. Hususen tasavvufla ilgili belli başlı kaynak eserlerden hiç değilse birkaçını bitirmiş olmalıdır. Böylece kendi meselelerini kolaylıkla anlayacak ve anlatabilecek bir seviyeye ulaşmış olur. Hiç mektep-medrese bitirmeyen fakat düzenli olarak okuyan, sohbet dinleyen bir salik, ameli de ihmal etmemek kaydıyla, bir zaman sonra ilmî sohbetler yapmayı başarabilir. Seyr u süluk hususunda da gayretli olursa, ondan gayet şevkli ve muhabbetli sohbetler zuhur eder. Tahsil edilen ilim, ilâhi marifete, gönülde Allah sevgisini tutuşturmaya ve O'ndan korkmaya vesile oluyorsa gayesine ulaşmış demektir. Aksi halde, Kur'an'ın ifadesiyle “kitap yüklü merkep” olmaktan öteye geçilemez. Sohbete hazırlık Sohbet erbabı, İslâm'ın yüce hakikatlerini tebliğ etmekte ve aslında Allah ve Rasulü adına konuşmaktadır. Bu sebeple ağızdan çıkan her kelimeye dikkat etmelidir. Sözlerini Kur'an, Sünnet veya muteber Ehl-i Sünnet alimlerinin, sufilerin içtihatlarına dayandırmalı, kendi şahsi fikrine göre konuşmamalıdır. Herhangi bir konu etrafında hazırlık yaparken muteber kaynaklar seçmeli, aynı konuyu birkaç kaynaktan araştırmalı ve notlar almalıdır. Dinleyenler arasında tartışmaya, fitneye yol açabilecek mevzularda, iyice tetkik edip düşünmeden konuşmamalıdır. Hatip, sohbet esnasında kullanmak üzere şu unsurlardan faydalanır: Ayet ve hadis: Anlattığı konuyla ilgili ayet(ler) varsa bir veya birkaç tane nakletmeli ve bunları da yerinde ifade etmelidir. Ayrıca hadislerden de birkaç örnek nakletmelidir. Ancak mevzu (uydurma) hadislerden şiddetle kaçınmalı, sufi alimlerin sözlerini de hadislerle karıştırmamalıdır. Arapça bilmiyorsa, muteber meal ve hadis kitaplarından, tefsirlerden istifade etmelidir. Menkıbe: Sohbet esnasında menkıbe anlatarak konuya gerçek hayattan örnekler vermelidir. Menkıbeler, muhabbetin temini ve manevi bir atmosferin oluşması için faydalıdır. Kur'an ve Sünnet'te bu metod kullanılmış, geçmiş peygamberler ve ümmetlere dair birçok kıssa anlatılmıştır. Edebi eserler: Bostan ve Gülistan, Baharistan, Mesnevî gibi hikmet dolu eserlerde geçen hikayeler hitabet malzemesi olarak kullanılabilir. Dinî, hikmetli, ahlâkî ve tasavvufî şiirler de faydalıdır. Şiirler hatibe ilham, dinleyenlere heyecan kaynağı olur. Fakat sohbetteki lâtife, hikaye ve şiirler yerli yerince ve yeterince olmalıdır. Şahsi tecrübeler: Hatip kendini açıkça veya ima ile metheden beyanlardan kaçınmak şartıyla, bizzat yaşadığı tecrübelerden ve müşahedelerden cemaatine bahsedebilir. Güncel konular: Hatip, zamanın mühim hadiselerinden, yaşanan hayattan habersiz kalamaz. Aksi takdirde yaşanan gerçeklerle uyuşmayan, yol gösterici olmayan sözler sarfeder ki, bu da insanların işini zorlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz. Görsel anlatım: Yeri geldiği zaman meselenin daha iyi anlaşılması için hatip, konuyu basit şekil ve grafiklerle izah etmeli, gerekiyorsa teknik imkanlardan da istifade etmelidir. Bir defasında Hz. Peygamber s.a.v. de yerde doğru ve kalın bir hat çizmiş ve “işte Allah'ın yolu budur” buyurmuşlardır. Sonra bu yolun sağını ve solunu eğik olarak kesen birçok çizgiler çizmiş, “bunlar da şeytanın yollarıdır, her yol ayrımına bir şeytan oturmuş insanları kendi yoluna davet ediyor” buyurmuşlardır. (Ahmed b. Hanbel) Sohbete manevi hazırlık Sohbet ve irşad erbabı olan hatip, her şeyden önce samimi olmalı, anlattıklarını yaşama gayreti içinde bulunmalıdır. Samimiyet olmazsa, anlatmadaki debdebe ve ihtişam hiçbir fayda vermez. Geçmişte ve günümüzde ateşli konuşan nice hatipler vardır ki, yaşayışları bozuk olduğu için insanlara tesir edememişlerdir. Kur'an-ı Kerim'de Şuayb Aleyhisselam'ın ağzından şu ifade nakledilir: “Ben sizi men ettiğim şeyde size muhalefet etmek istemiyorum.” (Hûd, 88). Başkalarına haramdır dediği şeyi irtikap etmeyi düşünen, farzdır dediği ibadeti yapmayan bir kimsenin sözlerinin tesir etmesi mümkün değildir. Sohbet erbabı, vird ve nafile ibadetlerle, yakınlık ve mana derinliği elde etmeye, kalbinin Allahu Tealâ'ya dönmesine gayret etmelidir. Hata ve günah işlediği zaman tövbe etmeli, himmet isteyip sağlam bir irtibatla sohbete başlamalıdır. Hiç şüphesiz, kemale ermeyen bir salik halen nefis erbabıdır. Nefsin bütün hile ve desiselerinden kurtulması zordur. Fakat muhakkak niyetini Allah için tutmaya gayret etmelidir. Gurur, kibir ve çalımla hareket eden bir kimse belki her şey olabilir, fakat Allah dostu ve irşad erbabı olamaz. O yüzden sohbet ettiği insanların en günahkârını dahi kendisinden üstün bilmeli, onların kurtuluşa daha yakın olduğunu düşünmelidir. Ayrıca sohbet veya irşad maksadıyla bir yere giden sufi, yaptığı kudsi hizmet karşılığında hiçbir ücret kabul etmemelidir. Zira kabul edilen her türlü ücret, ihlâs ve samimiyete gölge düşürür. İhlâs ve samimiyet zarar gördüğü zaman da yapılan sohbet veya irşadın tesiri kırılır. Hususi muamele beklemek, kendisine karşı saygılı olunmasını istemek, yaptığı işten dolayı manevi haz ve zevkler beklemek de birer ücrettir; ihlâsı bozar. Kur'an-ı Kerim'de bütün peygamberlerin dilinden nakledilen şu ayete kulak vermeli ve ahirette alacağı büyük mükafatı, dünyevi bir menfaat karşılığında satmamalıdır: “Ben sizden bir ücret beklemiyorum. Benim ücretim alemlerin rabbi Allah'a aittir.” (Şuarâ, 109) Sohbet ederken Sohbet esnasında şu hususlara dikkat etmek gerekir: Dil: Herkesin anlayacağı bir dille konuşmalı, şair ve ediplerce güzelleştirilen sade ve basit bir dil kullanmalıdır. Ana dilde karşılığı bulunan Arapça, Farsça kelime ve terkipleri kullanmak doğru olmaz. Bugünün insanları bu dili anlayamayabilir. Bununla birlikte, din ilminin terim ve deyimlerini olduğu gibi muhafaza etmek gerekir. Farz, vacip, helal, mekruh, inşallah, fena, beka, cezbe gibi dinî lisandan sayılan kelimelerin kullanılması, ortak bir dilin oluşup korunması için şarttır. Bunlar olmadan dini anlayabilmek ve anlatabilmek mümkün değildir. Gerektiğinde açıklaması yapılır, fakat başka bir dile çevrilmez. Üslup: Hatip, akıcı, cazip, etkili ve anlaşılır bir ifadeyle cemaate hitap etmelidir. Konuşmalarında fesahat (mana ve ahenk mükemmeliği) ve belagata (düzgün ve tesirli ifade) önem vermelidir. Hadis-i şerifte, “Şüphesiz ki, sihir tesiri yapan hitabet tarzı vardır.” (Buharî) buyurulmuştur. Hatip, hitabetiyle cemaati duygulandıran, coşturan, kendinden geçiren kimsedir. Konuşmayı yaşar, konuşmanın mevzusu olan havaya kendisini kaptırır, ağzından çıkan her kelime, kalbinde yaşadığı hislerin bir parçası olur. Duygular kelimelere o kadar tesir eder ki, lafız kaybolur, yerini mana alır. Ateşe sokulan demirin kızıllaştığı gibi, hatibin dilinde de sesler heyecan halini alır. Sohbet erbabı, dinleyenlere bir nevi cennet hayatını yaşatan, onları manevi, uhrevi bir havaya sokan kimsedir. Böylesine halisane ve içten yapılan bir sohbet, büyüklerin nisbetini de celbeder ve ruhani bir derinliğe geçilir. Hz. Hanzele r.a., Rasulullah s.a.v. Efendimiz'e, “Ya Rasulallah, yanında bulunduğumuz zaman bize cennet ve cehennemden bahsediyorsun, bunları gözümüzle görüyor gibi oluyoruz. Huzurundan ayrıldıktan sonra, eş, dost ve evlatlarımızla uğraşıyor ve bunların çoğunu unutuyoruz.” demiş, Hz. Rasulullah s.a.v. de şöyle cevap vermiştir: “Vallahi buradaki halinizi muhafaza etseniz, melekler gelir, yataklarınızda iken ve yolda yürürken sizinle musafaha ederlerdi. Fakat ey Hanzele, bu duygular zaman zaman olur.” (Müslim) Ses ve metod: Sohbet erbabı, sesini anlattığı mevzunun akışına bırakmalı, gereksiz yere sesini yükseltmemelidir. Tane tane konuşmaya itina göstermeli, önemli kelime ve mevzuların üzerinde durarak dikkatleri o noktaya toplamalıdır. Konuya dikkat çekmek için, bazen cemaate soru sorulmasında fayda vardır. Bu metodu Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz sıkça uygulamıştır. Öğreteceği hususu açıklamadan evvel önce cemaate sormuş, onların zihinlerini hazırlayıp, dikkatlerini çektikten sonra, sorduğu sorunun cevabını kendisi vermiştir. Sohbet erbabı, konuşurken ne kadar hisli ve heyecanlı mevzu anlatırsa anlatsın, akıl, mantık ve gerçeklerden uzaklaşmamalıdır. Hitab ettiği kitlenin anlayış seviyelerinin altında kalmamaya gayret ettiği gibi üstüne de çıkmamalıdır. İlme ters düşmeyip, her seviyeden insanın rahatlıkla anlayıp istifade edeceği tarzda konuşmalıdır. Yapılan konuşmalarda cennetten, Allahu Tealâ'nın af ve rahmetinden bahsedildiği gibi, cehennemden ve azaptan da bahsederek, ümit ve korku dengelenmelidir. Ayrıca, hiç unutmamak gerekir ki, dinimiz itidal dinidir. Sohbette de itidal gerekir. Sohbette aşırılık, ölçüyü kaçırmak da, istenen faydanın elde edilmesini engeller, aksine konuların cazibesinin, tesirinin kaybolmasına sebep olur. Sohbet, müslümanların kalplerinin birbirine bağlanıp, feyzden, rahmetten faydalanmaları için önemli bir usüldür. Bu nedenle, hem sohbet edenlerin, hem dinleyenlerin, edebine, adabına riayet ederek, sohbetin kıymetini korumaları gerekir. Hakkı, hakikati yaşayıp yaşatmalı, söze hayat vermelidir. Bunun dışındaki her söz kuru bir laftır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-2669618468796749829?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/2669618468796749829/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2011/12/sohbet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/2669618468796749829'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/2669618468796749829'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2011/12/sohbet.html' title='Sohbet'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8572199417190080445.post-1079946793739890800</id><published>2011-12-25T23:42:00.000-08:00</published><updated>2011-12-25T23:42:29.119-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='chat nedir. chat sohbet'/><title type='text'>Chat nedir</title><content type='html'>Pek çok kişi aynı anda Internet'e bağlı. Yani pek çok kişinin bilgisayarıyla bağlantıya geçebiliriz. Tabii bu iş farklı yöntemlerle, farklı programlar kullanılarak gerçekleştiriliyor. Şunu düşünün: Madem diğer bir bilgisayar ile bağlantı kurabiliyoruz, bilgisayarımızdaki veriler telefon hattı aracılığıyla anında iletilebiliyor, o zaman başka kullanıcılarla gerçek zamanlı olarak, karşılıklı yazışabiliriz. Yazdıklarımız anında karşı bilgisayara gönderilir, karşı tarafın yazdıkları da bizim bilgisayarımızda görünür. İşte Internet'te sohbet (chat) olarak özetleyebileceğimiz IRC'nin (Internet Relay Chat) özü budur. Yine Internet'e sürekli bağlı sunucu bilgisayarlara kurulan IRC sunucu yazılımları aradaki bağlantıyı sağlar. Internet'te farklı sohbet türleri vardır ama IRC'nin esası şudur: Bir IRC programı edindikten ve Internet'e bağlandıktan sonra bu programa IRC sunucularının adresini tanımlar ve bu sunuculara bağlanırız. IRC programımız bize bu sunucudaki "sohbet odalarını" gösterir. Bu odalardan birine girip, o odadaki diğer kullanıcılarla anında yazışabiliriz. IRC programımızda özel seçenekleri kullanmadıkça yazdıklarımız o odaya bağlanan herkes tarafından görülür; tabii onların yazdıklarını da biz görürüz. &lt;br /&gt;Kullanıcılar IRC yazılımlarından belirli komutlar vererek sadece bir veya daha çok kişiye açık şekilde sohbet edebilirler. Sohbet yazışarak gerçekleştirilir, yani metin tabanlıdır. Ancak Microsoft Chat gibi programlar metin tabanlı olmalarının yanı sıra, kullanıcılar birer çizgi karakter seçerek sohbetleri çizgi roman karelerinde olduğu gibi izleyebilirler. Hatta bu karakterlere yazdığınız soru ve ünlem işaretlerine, sözcüklere göre veya bir şablon üzerinden mimikler ve jestler verilebilir. Sadece metin tabanlı olan ancak çok yaygın kullanılan bir diğer sohbet programı, shareware sitelerinde bulabileceğiniz mIRC'dir. Bu tür programlar, sohbet ederken istenirse karşı tarafa dosya gönderilmesini de sağlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de Web tabanlı sohbet odaları olduğunu belirtmeden geçmeyelim. Yani özel bir IRC yazılımıyla bir IRC sunucusuna bağlanmak yerine, Web tarayıcı programınızla bu görevi üstlenen bir Web sayfasına bağlanıp bu sayfadaki metin satırlarına yazarak, o sayfaya aynı anda bağlanan başka kişilerle sohbet edebilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8572199417190080445-1079946793739890800?l=sohbetet.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://sohbetet.blogspot.com/feeds/1079946793739890800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2011/12/chat-nedir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/1079946793739890800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8572199417190080445/posts/default/1079946793739890800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://sohbetet.blogspot.com/2011/12/chat-nedir.html' title='Chat nedir'/><author><name>fatih</name><uri>http://www.blogger.com/profile/14228839460721776941</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
